Bu Katliamın Sorumluları Er-Geç Yargılanacaktır.
Ve siz Bay Ecevit, Gençlerin Kanını İçerek Ömrünüzü Uzatamazsınız!
Bir devlet düşünün, mahkum ettiği, yani dört duvar arasına sıkıştırdığı, etrafını tel örgülerle çevirdiği, topla tüfekle koruduğu cezaevlerindeki insanlara operasyon düzenleniyor. 30′a yakın insan öldürülüyor, yüzlerce mahkum yaralanıyor ve bu devletin sözcüleri kendileriyle övünüyorlar.
Gazeteler yalan yazıyor, televizyonlar yalan söylüyor. Taşlaşmış yürekler muhalif olmaktan başka bir suçu olmayan gençlerin katledilişine alkış tutuyor. Burası Türkiye! İnsan böyle bir ülkenin vatandaşı olmaktan utanıyor. New York Times gazetesi Avrupa’ya iltica etmeye çalışan bir Türk’ü haber yapmış, “İstanbul’da kendimi bir hayvandan daha değersiz hissediyordum” diyor. İşte! En milliyetçilerin Türkiye’si!
Sabah Gazetesi‘nin Başyazarı Güngör Mengi, “Cezaevlerinde tezgahlanan son ihtilalci komünist ayaklanma askeri darbe davetiyesiydi” diye yazıyor utanıp sıkılmadan ‘içerde ayaklanma planlıyorlardı’ demeye getiriyor. Mengi devlete yaltaklanıyor, ama gücüne de güvenmiyor. Açlık grevi yapan birkaç yüz kişinin devleti yıkacağından korkuyor.
Yalan, hepsi yalan..
Cezaevlerine on yıldır girilemiyormuş. Sayım belgeleri, cezaevleri idarelerinin tutanakları, arama tutanakları ellerindeyken yalanın bayağılığına bakın. Adalet Bakanı H. Sami Türk itiraf ediyor: “Giriyorduk, sayım yapıyorduk ama tam olmuyordu”. Sayı saymayı mı bilmiyordunuz?
Cezavlerinin cephanelik haline geldiği söyleniyordu. İzanını kaybetmiş bazıları mahkumların ağır silahlarla donatılmış olduğunu bile idda ediyordu. Çıka çıka bir tane kaleşnikof çıktı. Ne kaleşnikofmuş onu ele geçirmek için 20 bin bomba harcadılar.
“Mehmetçik Gazeteci” hala görev başında. Ele geçen cephane niyetine, her kitapçıda bulunabilecek sol kitapların resmini basıyor. Kitaptan ne anlar, genel kültürünü Televole‘den alıyor.
Gencecik insanların inandığı değerler uğruna gözünü kırpmadan ölüme gidebilmesine anlam veremeyenler, onları “örgütlerin ölüme zorladığını” söylüyorlar. Fidan Hemşire‘nin kavrulmuş parmaklarına da ‘örgüt zorla zafer işareti yaptırmış’ olsa gerek.
Gençlerin neden ‘ölümü göze aldığını’ gizleyenler, zalimlerin suçunu mazlumlara yıkanlar yeni ölümler istiyor.
Gençlerin Suçu Nedir?
Milliyet yazarı Melih Aşık, Adalet Bakanı’na cezaevindeki gençlerin kaçının silahlı eylem, kaçının afiş yapıştırmak, pankart asmak, toplantı düzenlemek gibi hiçbir demokraside suç teşkil etmeyen nedenlerden içerde olduğunu soruyor.
Haydi verin bu sorunun cevabını. Kendinize güveniyorsanız açıklayın rakamları.
Bir soru da biz soralım: Ölen gençler hangi sosyal kesimlerden geliyor?
Cevabı elbette biliyorsunuz…
Çünkü bu gençler Kemer Country‘den değil, varoş diye küçümsediğiniz emekçi mahallelerinden geliyor. Hepsi işçilerin, köylülerin, yoksul halkın çocukları.
Hepsi insanın insanca yaşadığı bir ülke istedikleri için ve bunu tek başlarına beceremeyeceklerini bilecek kadar akıllı oldukları için siyaset yapıyor, dernekler kuruyor, örgütleniyorlar.
Bu ülkede hapishaneye düşmemiş siyasetçi var mı? Bay Ecevit siz de despotik örgütünüz DSP’yi kurmaya cezaevinde karar vermediniz mi? Siz arkadaşlarınızdan ayrılıp hücreye tıkılmaya razı olur muydunuz?
İşte bu gençler insan olma hakkını sizin gibi zalimlere kaptırmamak için ölüyorlar Bay Ecevit..
Ve gençlerin kanını içerek ömrünüzü uzatamayacağınızı bilin.
Eşitlik ve Özgürlük İçin Sosyalist Alternatif (yeni seri), Sayı 2, Ocak 2001