NEW YORK TIMES gazetesinin Amerikan yönetimine yakınlığı ve şahinliği ile tanınan yazarı William Safire gazetenin 5 Kasım tarihli nüshasında ABD’nin Şili Kasabı başkanı Nixon’la yaptığı bir hayali röportajı yayınladı. Hürriyet gazetesi bu hayali haberi sürmanşetten verdi.
Türk ve Kürt halklarına ‘zarf atma’ amacı güden bu sanal ropörtaja göre Nixon, ABD yönetimine ‘Türk kartına’ oynamasını salık veriyor. Türkiye’ye Irak’ın üçte birini işgal etmesini öneriyor. Senaryoya göre Türkiye bu işten hem büyük para kazanacak, hem de Irak’tan ilhak ettiği toprakları Kürdistan adı altında özerk bir bölgeye dönüştürerek Kürt sorununu çözecek. Böylece ABD, bölgeden ‘çılgınca’ petrol akmasını sağlayarak “OPEC’i haklayabilecek”
Hatırlanacağı gibi aynı senaryo Birinci Körfez Savaşı zamanında da gündeme gelmişti. Özal’ın meşhur “bir koyup üç alma” palavrası da aynı senaryoya dayanıyordu.
Kürtlerin bu masallarla kandırılabileceğini sananlar hüsrana uğrayacaktır. Çünkü herkesten çok Kürtler emperyalistlerin gerçek yüzününün farkındadır. ABD’nin Abdullah Öcalan’ı hangi hesaplar sonucu Türkiye’ye teslim ettiğini herkes biliyor.
Amerika ne Türkleri ne de Kürtleri umursuyor, onu ilgilendiren sadece kendi çıkarlarıdır. Bu çıkarlar tüm bölgenin kontrol ve hegemonya altına alınmasını gerekli kılıyor. Bölgenin jeopolitiğinden ötürü bu hegemonya mücadelesi genellikle savaşlara ve mazlum halkların büyük acılar çekmesine yol açıyor.
Kürtler ortadoğunun en eski halklarından biri ve bu bölgede söz sahibi olmayı belki de herkesten çok onlar hak ediyor. Kürtler yıllardır kendi kaderleri üzerinde söz sahibi olmak için mücadele ediyorlar. Kürtlerin kaderini emperyalist pazarlıklara tabi kılmaktan başka bir anlam taşımayan bu türden senaryolar, tam da bu yüzden büyük Kürt uyanışını baltalamaktan başka fayda vermez.
Emperyalizm tüm bir bölgeyi savaş alanına dönüştürüyor, tüm bir bölge halkına acı çektiriyor. Acının üzerine demokratik bir ülke inşa edilemeyeceğini herkesten çok Kürtler biliyor. Öyle olabilseydi Kürtlerini yok saymakta ısrar eden, onların acılarını görmezden gelen, horlayan Türkiye demokratik bir ülke olurdu.
Emperyalizmin demokrasiye, eşitliğe, kardeşliğe ihtiyacı da yok tahammülü de. Daha insanca bir hayata yoksul Türk halkının mazlum Kürt halkının ve bölgemizin diğer halklarının ve işçi sınıflarının ihtiyacı var. Öyleyse hepimizin özlemini duyduğu ülkeyi ve yeni bir hayatı kurabilecek tek güç de belli: Emekçiler! Biz! Yani kendimiz!
tarih açıktır ve yalın. Kimse artık bizleri KANDIRAMAZ. Haklar açık, yol açık, kirli emperyalist suratlar açıktır. Umarım birgün solcu dünya hak ettiği yeri bulacak.