Seçim anı yaklaştıkça egemen sınıfların HADEP korkusu depreşiyor. Son günlerde görüldüğü üzere, hiçbir demokratik rejimde söz hakkı olmayan güçler bile HADEP’i dillerine doluyor.
Bütün IMF partileri hızla oy kaybediyor, eriyor, halkın hiçbirine güveni kalmamış durumda. Barajı düşürmekten başka çareleri yok. Ama birileri barajların düşmesini istemiyor. Çünkü arkasındaki desteği her geçen gün biraz daha artıran HADEP baraj 1-2 puan düşse bile hiç zorlanmadan parlamentoya girecek. Kürt sorunu daha demokratik parlamenter zeminlerde gündeme gelecek.
İşte HADEP’i dillerine dolayanlar bundan, Kürt sorununun demokratik zeminlerde tartışılmaya başlanmasından korkuyorlar. Demokratik çözümden kaçıyorlar. Sanki HADEP parlamentoya girmezse Kürt sorunu ortadan kalkmış olacak. Devekuşu da kafasını kuma gömdüğü zaman kendisini kimsenin görmediğini sanıyor.
Türk yönetici sınıfı “çözemiyorsan süründür” yaklaşımını ‘zekice’ bir taktik sanıyor. Böylece Kürt muhalefetinin yorulacağı güçten düşeceği hesaplanıyor.
Oysa yaşanan gerçek bambaşka, Kürtler liderliklerine güvenoyu verircesine kitleler halinde HADEP’e yöneliyor, İmralı süreci sanıldığının aksine halkın hareketten uzaklaşması bir yana HADEP etrafında kenetlenmesine yol açtı. HADEP sadece bölgede değil batıda da oyunu artırıyor.
ittifakı engelleyemezsiniz
HADEP’e yönelik saldırıların asıl amacı belli, olası bir HADEP, sosyal demokrasi ve sosyalist sol ittifakını engellemek. Geçtiğimiz aylarda açığa çıkan bir ‘andıç’ta belirtildiği gibi böyle bir ittifakın oy potansiyeli yüzde 30’u aşıyor. Sandıktan birinci güç olarak çıkıyor.
HADEP’i hedef tahtasına yerleştirenler aslında sosyalist sola ve sosyal demokratlara aba altından sopa gösteriyor. İttifakı engellemeye çalışıyor.
Ama Kürt-sosyalist-sosyal demokrat ittifakı bugün IMF’nin ve ırkçılığın elinde can çekişen ülkenin ve emekçilerin biricik umududur.
En başta sosyalistler bu umudun karartılmasını engellemek için canla başla çalışacaktır ve ittifak gerçekleşecektir.
Seçim barajlarının arkasına sığınanlar, Türkiye’nin aydınlık yüzü barajları yıkıp Meclis’e girdiğinde bakalım saklanacak delik bulabilecekler mi?
SA Bülten 3, 1 Aralık 2001