Bültenin bu sayısını yayına hazırlarken başını SDP MYK üyesi İlker Aktükün’ün çektiği bir grup arkadaşımızın Birlik Grubu’ndan ayrılmaya karar verdiklerini öğrendik. Arkadaşlarla aramızda birkaç konuda tartışma vardı.Aynı konuları partiyle ve partiyi yöneten arkadaşlarla da tartışıyoruz. Bunların ne olduğu kolayca tahmin edilebilir.
Ayrılan arkadaşlar, Hareket Grubu’nun SDP’den ayrılmasıyla başlayan yeni “hızlandırılmış” dönemde, partinin en nihayet liyakatli bir yönetime kavuştuğuna inanıyorlar. SDP’nin sergilediği performansı tatmin edici buluyorlar. Biz, SDP’nin kurulduğu günden bugüne değin yaşananları hatırladığımızda tam askine SDP’nin artık alarm zilleri çalmaya başladığını düşünüyoruz.
3 Kasım’da SDP’ye tarihsel bir fırsat verildi. SDP tarihsel koşulların ve devrimci yurtsever Kürt liderliğinin biraz da vefa duygusuyla kendisine açtığı ‘kredi’yi kullanmayı, blok’un çimentosu, birliğin adresi, solun ortak sesi olmayı, başarabilseydi seçim sürecinden -mesela eski ÖDP’yi aratmayan- bir parti çıkarmak işten değildi.
Tabanı Kürtlerle diyalog kurmakta güçlük çeken EMEP bile süreçten büyük kazanımlarla çıktı. SDP seçim-savaş-tecrit sürecinden nasıl çıktı? Blok’un üç ana bileşeninden biri olan partinin 1 Mayıs’taki korteji herşeyi söze gerek bırakmayacak kadar açığa kavuşturuyor.
Artık gerçekle yüzleşmemiz gerekiyor. SDP bu tarihsel süreçte üzerine düşen tarihsel görevleri yerine getiremiyor. Büyük oranda bu görevlerin ne olduğunun bile bilincinde değil.
SDP böyle devam ederse Blok’a dahil olmakla elde ettiği avantajların tümünü kaybedecek, sosyalist solun çoğulcu partisi olmaktan çıkıp bir sekte dönüşecek. Biz bunu istemiyoruz. Buna izin vermemeye de kararlıyız.
SDP’nin seçim pratiği büyük oranda DEHAP’lılarla Kürt ailelerini ziyaret etme faaliyetiyle sınırlı kaldığı, bu dönemde Birlik olarak biz, Bostancı’da, Beşiktaş’ta, Adalarda, Mihri Belli kampanyasıyla 1. Bölgede, savaş-tecrit sürecinde Kadıköy Demokrasi Platformu’nda elimizden geleni yapmaya çalıştık. Üzülerek söyleyelim bunu çoğu zaman SDP’ye rağmen, SDP’yle didişe didişe yapmak zorunda kaldık. Ayrılan arkadaşların önemli bölümü bu faaliyetlerin dışında kalmıştı, bu onlarla aramızdaki açıyı daha da büyüttü. Nihayetinde “merkez”i tercih ettiler.
Ama SDP kabuk değiştirecektir. Politik söylemini ve pratiğini tazeleyecek, derinleştirecek, emekçileşecek, kadınlaşacak, gençleşecektir. Bu mutlaka olacaktır. Biz SDP’yi devrimci bir kitle partisi olarak yeniden inşa etmek için çabalamaya kararlıyız. Öyleyse “daha çok çalışacağız”.
Birlik Bülteni 4, 7 Haziran 2003